TÜM KÖŞE YAZILARI  Ömer Faruk DEMİRA

FANATİZM

FANATİZM

Günümüz dünyasında fanatizmin doruklarına çıkmış bulunmaktayız.

   Bu fanatikliği örnek olarak futbol fanatikliği ve siyasi fanatiklik olarak 2 başlıkta ele alabiliriz.

   Bir futbolcu 90 dakika ter dökerek hem sevdiği mesleği yapıyor hem de milyonları kazanıyor. Farkındaysanız meslek olarak ele aldım çünkü konu artık spor yapmak değil sektörel olarak para kazanmaya dönüşmüş durumda.

   Böyle bir düzende bu kadar paraların döndüğü bir sektörde takımları ve futbolcuları ölümüne savunacak binlerce insan var. Çoğu zaman iş çığırından çıkarak çok farklı şiddet boyutlarına eğriliyor.

   Geçmiş zamanlarda gördüğümüz ve hala görmekte olduğumuz taraftar kavgaları bitmek bilmiyor. Bu kavgaların neredeyse hepsinde ya yaralanma ya da ölümle karşı karşıya kalmaktayız.

   Tabii ki spor yapmak veya taraftar olup maçları ilgiyle seyretmeye laf söylemiyorum ama bunun dozunu ayarlamanın gerekli olduğunu dile getiriyorum.

   Son 20 yıldır futbola aktarılan paralar dudak uçuklatacak kıvamda. Bir futbolcunun dakikada kazandığı para bir çalışan emekçinin aylık maaşına tekabül ediyor. İnsanların kenarda biriktirdiği paralarıyla bir maç bileti veya aylık spor kanalı üyeliği almasına karşılık sadece para akışına dönüşmüş bu sektörde bu tarz insanların milyonlarca para kaldırmaları açıkçası benim kanıma dokunuyor.

   Bu duruma rağmen böyle bir fanatiklik ise akla mantığa sığmıyor. İnsanların kafalarını dağıtmalarını gerektirecek ve boş vakitlerini değerlendirecek faktörlerin başında futbol gelmekte. Bu spor dalının keyif verici ve dünya üzerinden popülaritesi had safhada. Futbolun tekrardan keyif için oynanması gerektiği ve para sektörü olarak ele alınmayacağı bir ortam oluşmasını sağlamak biz insanların elinde. Bununla birlikte aşırı şiddete varan fanatizmden bir an önce kurtulabilmek tek dileğim.

   Gelelim siyasi fanatikliğe. Bizim milletimiz ben de dahil olmak üzere ideolojilere ve fikirlere çok bağlı bir toplum. Hassas duygularımızı çok yoğun yaşamakla birlikte doğrusuyla yanlışıyla bir fikrin, bir insanın peşinden gitmeye alışmış durumdayız. Diğer ülkelere nazaran fazlasıyla fanatik bir yapıya sahibiz. En büyük örnek tabii ki siyasi fanatiklik. Ülkenin büyük bir kısmı tuttuğu partinin doğrusuyla yanlışıyla arkasında durup hiçbir eleştiriyi kaldırmayarak savunmaya geçmekte. Diğer bir kesim ise herhangi bir partiyle kendi fikirlerini yakın bulduğu için sempati duymakta ama düşünebildiği için doğrusunu ve yanlışını dile getirebilmekte. Kalan çok az kısım ise daha çok devamlı olarak değişimden yanadır ve keskin bir siyasi görüşü yoktur. Böylesine fanatikliğin arşa çıktığı bir ülkede hırgürün eksik olmaması şaşırtıcı bir olay olmasa gerek.

   Kendimden örnek verecek olursam 2-3 sene öncesine kadar parti olarak fanatik bir yapıya sahiptim. Ama siyasetin cilveli halini görmeye ve tanık olamaya başladıkça bu fanatikliği kaybetmeye başladım. Bazı insanların peşinden giderek 3 maymunu oynamanın kimseye yararı olmadığını anlamaya başladığım günden beri bu yolda ilerlemekteyim. Siyasi şahısların söylemlerinin her gün değiştiği bu ilkesiz siyaset meydanında birilerinin arkasından giderek ne savunduğum düşünceleri ne de arkasında durduğum ideolojileri çiğnemek isterim. Onun için siyasetin nankörlüğünden, iki yüzlülüğünden uzak durarak doğruya doğru yanlışa yanlış diyerek yolumuza devam etmeliyiz. Bu ülke için ne doğruysa ne yararlıysa onu savunmak tek gayemiz olmalı.

   Bir söz vardır ya '' Futbol takımı tutar gibi parti tutuyor bizim milletimiz.'' İnşallah bu sözü çürütür ve değişime öncülük ederiz.

Bu haber 328 defa okunmuştur


YORUMLAR (0 yorum)

ÜYE OLMADAN DA YORUM YAPABİLİRSİNİZ