BEYAZ ÇERÇEVE

ÇERÇEVENİZİ DEĞİŞTİRDİNİZ Mİ?
Hepimiz doğal olarak bir takım sorunlarla mücadele ediyoruz. Hastalık,
yoksulluk, geçimsizlik, başarısızlık, işsizlik vs. Bu sorunlar hayatın
olmazsa olmazlarıdır. Yani bu dünya oyun ve eğlenceden ibaret olmasına
rağmen aynı zamanda da bir imtehan yeridir. Nasıl oyunu kurallarına
göre oynamayanlar uyarılıyor ve daha da aynı sorumsuz davranışlar
devam ederse diskalifiye ediliyor.
 Aynen bizim hayatımızda böyle. Bizi yaratan rabbimiz oyunun
kurallarını koymuş. Öncelikle bize düşen oyunun kurallarını
öğrenmektir.
               Ama ne gariptir ki bizler oyun içinde deneme yanılma
yöntemiyle kuralları öğreniyoruz. İşimize gelmediğinde de hakemleri
suçlama yoluna giderek sanki bizim hakkımız gasp edilmiş gibi fırtına
koparıyoruz.
               Biz insanlar beşeriz, şaşarız. Hata yapmak, kusur
işlemek doğamızda var. Önemli olan hatalardan ders almasını bilerek
tekrar tekrar aynı hatalara düşmemek. Hatalarımız olsa da olmasa da
bela ve musibet olarak gördüğümüz bir takım olaylarla denendiğimizdir.
Onun için her olayı her durumu bela ve musibetmiş gibi algılamak son
derece yanlış bir durumdur. İnsanı kızgınlıkla daha büyük hatalar
yapmasına sebep olabilir. Allah korusun şirke bile götürme durumu
vardır.
               Ömrünün çoğunu hapishanelerde geçirmiş, sarhoş ve
eviyle pek ilgilenmeyen bir adamın iki oğlu vardır.  Oğullarından biri
uyuşturucu bağımlısı ve hapiste yatmaktadır. Diğeri ise büyük bir
şirketin genel müdürüdür. Bu durum gazetecilerin dikkatini çeker.
Röportaj yapmaya giderler. Çocuklarınızı nasıl yetiştirdiniz? Birisi
sizin gibi, diğeri ise büyük bir şirketin genel müdürü olmuş, derler.
Adam, ikisine de aynı davrandığını, farklı bir muamele yapmadığını,
yani hiç ilgilenmediğini söyler.
               Gazeteciler önce hapisteki oğlanı ziyaret ederler ve
niçin bu durumda olduğunu sorarlar.
              "Babamı tanıyorsunuz, başka ne yapabilirdim ki?
               Gazeteciler şirket yöneticisi olan oğlanın düşüncesini
merak ederler. Ona da nasıl bu duruma geldiğini sorarlar. Cevap çok
ilginçtir.
               "Babamı tanıyorsunuz, başka ne yapabilirdim ki?
               Öyleyse ne yapmalıyız. Olayları değiştiremeyiz.
Sonuçlarını da değiştiremeyiz. Ölmüş birini geri getiremeyiz. Olmuş
kazayı olmamış gibi bir duruma getiremeyiz. Özürlü birini normal bir
insan olarak göremeyiz. Kaçırdığımız otobüsün peşinden koşup ısrarla o
otobüse binmek için inat etmenin bir anlamı yok.
               O zaman bizce sorun gibi görünen bir takım hadiselere
değişik bakış açılarından bakarak değerlendirmek gerekir. Her zaman
yeni bir şeyler keşfedemeyiz. Ama keşfedilmiş şeyleri yeni bir gözle
yeni bir bakış açısıyla değerlendirerek içindeki fırsatları
görebiliriz.
Eğer gözlüklerinizden sıkıldıysanız çerçevesini değiştirirsiniz.
Camını değiştiremezsiniz.  Çerçevesi değişen gözlük yeni bir gözlük
olur. Hayata baktığınız çerçeve yenidir. Cam camdır.  Evinizdeki
eşyalardan sıkıldığınızda yerlerini değiştirirsiniz. O zaman çok şey
değişir. Ama eşya değişmez. Değişen bizin bakış açımızdır.
               Eşinizden sıkıldınız ve değiştirmek istiyorsunuz. Öyle
mi? Çok basit bir yolu var. Ona bakış açınızı değiştirin. Sizin için
özel olarak tasarlanmış birini bulacaksınız. Belki kurtuluş sebebiniz
olduğunu fark edeceksiniz.
               İşinizden şikayet mi ediyorsunuz? Sabah akşam iş
arayanlar var. Mutlu olamamaktan mı yakınıyorsunuz?  Yiyecek bir dilim
ekmeğe sahip olduğunda, yatacak sımsıcak bir yuva bulduğunda, derin
bir oh çekerek yaşamak çok güzel, diyen mutlu insanlar görecesin.
               Mutlu olmamak için hiçbir sebep yok. Ama mutsuz olmak
için ne kadar sebep istersen bulabilirsin. Amacınız mutlu yaşamak mı?
Mutsuz ölmek mi?

Bu haber 732 defa okunmuştur


YORUMLAR (0 yorum)

ÜYE OLMADAN DA YORUM YAPABİLİRSİNİZ